Yayım 15 Eylül 2026 · Barış Baran Civelek
Miras kalan borçlar: mirası reddetmek için ne kadar sürem var?
Babanızı ya da annenizi kaybettiniz. Daha cenazenin üzerinden birkaç hafta geçmişken bankadan bir yazı geldi ya da bir tanıdık "rahmetlinin bana borcu vardı" d…
Babanızı ya da annenizi kaybettiniz. Daha cenazenin üzerinden birkaç hafta geçmişken bankadan bir yazı geldi ya da bir tanıdık "rahmetlinin bana borcu vardı" dedi. Acının içinde bir de şu soru düştü aklınıza: bu borçlar bana mı geçecek?
Kısa cevap: evet, bir şey yapmazsanız geçer. Ama kanun size bir çıkış tanıyor: mirası reddedebilirsiniz. Bunun için ölümü öğrendiğiniz günden başlayarak üç ay süreniz var ve bu süre içinde ölen kişinin mallarına dokunmamanız gerekir. Bu iki bilgi yazının özüdür; aşağıda hepsini sırayla açıyoruz.
Borç gerçekten bana geçer mi?
Türk Medeni Kanunu'na göre mirasçılar mirası, ölümle birlikte ve bir bütün olarak, kendiliğinden kazanır. "Bir bütün olarak" ifadesi önemlidir: ev, araba, banka hesabı ne varsa gelir; ama borçlar da gelir. Kanun bunu açıkça söyler: mirasçılar, ölenin borçlarından kişisel olarak sorumlu olur.
"Kişisel olarak" şu demektir: alacaklı yalnızca mirastan gelen mallara değil, sizin kendi malvarlığınıza da başvurabilir. Yani "ben zaten bir şey almadım, borç beni ilgilendirmez" savunması hukuken geçerli değildir. Miras kabul edilmiş sayıldığı anda borç sizindir.
Bu yüzden borçlu bir miras karşısında iki seçenek vardır: ya mirası olduğu gibi kabul edersiniz ya da süresi içinde reddedersiniz. Üçüncü bir yol daha var; ona yazının sonunda değineceğiz.
Mirası reddetmek için süre ne kadar, ne zaman başlar?
Süre üç aydır. Bu, kanunun verdiği tek süredir; başka bir süre yoktur.
Sürenin ne zaman başladığı en çok hak kaybedilen noktadır. Yasal mirasçılar için (eş, çocuklar, anne baba gibi) süre, ölümü öğrendiğiniz günden başlar. Çoğu zaman bu, ölümün olduğu gündür. Mirasçı olduğunuzu daha sonra öğrendiyseniz, örneğin uzak bir akrabanın mirasçısı olduğunuzu aylar sonra fark ettiyseniz, süre o günden başlar; ancak bunu ispat etmek size düşer.
Vasiyetnameyle mirasçı atanan kişi için süre, vasiyetnamenin kendisine resmen bildirildiği günden başlar.
Bir ayrıntı daha: sulh hukuk mahkemesi koruma amacıyla terekenin yazımına karar vermişse, üç aylık süre yazım işleminin bittiğinin size bildirilmesiyle başlar. "Tereke", ölen kişinin bıraktığı malların ve borçların tamamına verilen addır.
Pratik tavsiye: süreyi hesaplarken ölümü öğrendiğiniz günü esas alın ve son güne bırakmayın. Sürenin sonunda bir tereddüt yaşamak, mirası istemeden kabul etmiş olmak anlamına gelebilir.
Üç ayı kaçırırsam ne olur?
Kanun bu konuda nettir: yasal süre içinde mirası reddetmeyen mirasçı, mirası kayıtsız şartsız kazanmış olur. Yani sürenin dolmasıyla birlikte miras, borçlarıyla birlikte sizin olur ve artık reddedemezsiniz.
Süreyi kaçıran için kanunun tanıdığı tek kapı şudur: önemli sebepler varsa sulh hâkimi ret süresini uzatabilir ya da yeni bir süre verebilir. Bu, hâkimin takdirindedir; her başvuruda kabul edileceğini kimse söyleyemez. Bu yüzden güvenli yol, sürenin içinde kalmaktır.
Süre içinde nelere dokunmamalıyım?
Bu, yazının en önemli uyarısıdır. Kanuna göre, ret süresi dolmadan önce mirasçı sıfatıyla tereke işlerine karışan, terekenin olağan yönetimi dışında iş yapan, tereke mallarını gizleyen ya da kendine mal eden mirasçı mirası reddedemez. Yani süre dolmamış olsa bile ret hakkı düşer.
Somut olarak: ölenin arabasını satmak, evini boşaltıp eşyalarını paylaşmak, banka hesabından para çekmek, alacaklarını tahsil etmek gibi işler, mirası kabul ettiğiniz anlamına gelebilir. Kanun "olağan yönetim" niteliğindeki işleri ayrı tutar; ama neyin olağan, neyin olağan dışı olduğu her olayda ayrı değerlendirilir ve sınır her zaman net değildir. Bu yüzden güvenli tutum şudur: mirası reddetmeyi düşünüyorsanız ret beyanını vermeden önce ölenin mallarıyla ilgili hiçbir işlem yapmayın; emin olmadığınız bir işlem varsa önce sorun.
Kanun bir istisnayı açıkça belirtir: bir alacağın zamanaşımına uğramaması ya da bir hakkın düşmemesi için dava açmak veya icra takibi başlatmak ret hakkını ortadan kaldırmaz. İcra takibi, bir alacağı tahsil etmek için icra dairesinde başlatılan resmî işlemdir; ölenin alacağını korumak için bunu yapmak, mirası kabul ettiğiniz anlamına gelmez.
Ret nasıl yapılır, nereye başvurulur?
Mirasın reddi, sulh hukuk mahkemesine yapılan bir beyandır. Beyan sözlü ya da yazılı olabilir; yazılı bir dilekçeyle yapmak, elinizde iz kalması açısından daha sağlıklıdır. Hâkim beyanı bir tutanakla tespit eder.
Beyanın kayıtsız ve şartsız olması gerekir. "Borçlar ödenirse kabul ederim, ödenmezse reddederim" gibi şartlı bir beyan geçerli bir ret değildir.
Hangi mahkeme? Kanuna göre süresinde yapılan ret, mirasın açıldığı yerin sulh hukuk mahkemesince özel bir kütüğe yazılır. Miras da ölen kişinin yerleşim yerinde açılır. Yani başvurulacak yer, ölen kişinin son yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesidir; sizin oturduğunuz yer değil.
Reddi yapan mirasçı isterse kendisine reddi gösteren bir belge verilir. Bu belgeyi alın ve saklayın. Alacaklılar size başvurduğunda elinizdeki en somut cevap bu belgedir.
Bir noktayı da açıklığa kavuşturalım: mirasçılık belgesi (halk arasında veraset ilamı) ile mirasın reddi ayrı şeylerdir. Mirasçılık belgesi kimlerin mirasçı olduğunu gösterir ve sulh hukuk mahkemesinden ya da noterden alınır; mirasın reddi ise o mirası istemediğinizi mahkemeye bildirmenizdir. Biri diğerinin yerine geçmez.
Ben reddedersem borç çocuklarıma mı geçer?
Bu soru, borçlu mirasta en çok atlanan noktadır. Kanuna göre yasal mirasçılardan biri mirası reddederse, onun payı, sanki o kişi miras açıldığında sağ değilmiş gibi, hak sahiplerine geçer. Uygulamada bu çoğu zaman şu anlama gelir: siz reddettiğinizde payınız çocuklarınıza geçer ve borçlu miras bu kez onların önüne gelir.
Kanun bu kişileri de korur: ret sonucu mirasçı olanlar için üç aylık süre, önceki mirasçının reddettiğini öğrendikleri günden başlar. Ama sürenin başlaması ret hakkının kendiliğinden kullanıldığı anlamına gelmez; çocuklarınızın da ayrıca ret beyanı vermesi gerekir. Küçük çocuklar adına bu işlemin nasıl yapılacağını bir avukata sorun.
Benzer bir kural, mirası reddetmeden ölen mirasçı için de vardır: onun ret hakkı kendi mirasçılarına geçer ve bu kişiler için süre, mirasın kendilerine geçtiğini öğrendikleri günden başlar; üstelik bu süre, ilk mirasçıya tanınan süre dolmadan sona ermez.
Herkes reddederse ne olur?
En yakın yasal mirasçıların tamamı mirası reddederse miras, sulh hukuk mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Yani mallar satılır, borçlar mümkün olduğu ölçüde ödenir. Tasfiye sonunda bir şey artarsa, bu değerler mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir. Yani reddetmekle, borçları aşan bir şey varsa onu da tamamen kaybetmiş olmazsınız.
Bir başka özel durum: ölenin bütün altsoyu (çocukları, torunları) mirası reddederse bunların payı sağ kalan eşe geçer. Bu durumda eşin de kendi kararını vermesi ve gerekiyorsa süresi içinde ret beyanında bulunması gerekir.
Mirasçılar isterse reddederken, kendilerinden sonra gelen mirasçılara mirası kabul edip etmeyeceklerinin sorulmasını tasfiyeden önce isteyebilir. Bu takdirde ret sonra gelenlere bildirilir; onlar bir ay içinde kabul etmezse reddetmiş sayılır.
"Ödemeden aczi belli" ne demek?
Kanunda bir istisna daha vardır: ölüm tarihinde ölen kişinin ödemeden aczi açıkça belliyse ya da resmen tespit edilmişse, miras reddedilmiş sayılır. Yani ölenin borçlarını ödeyemeyeceği herkesçe biliniyorsa kanun, mirasçıların ret beyanı vermeden de reddetmiş sayılacağını kabul eder.
Bu hükme güvenip beklemek risklidir. "Aczin açıkça belli olması" tartışmaya açık bir ölçüdür ve sonradan bir uyuşmazlık çıkarsa bunu göstermek zorunda kalabilirsiniz. Süre içinde sulh hukuk mahkemesine ret beyanı vermek, her durumda daha güvenli yoldur.
Reddettim, her şey bitti mi?
Çoğunlukla evet; ama kanunun iki uyarısı var ve insanların en çok yanıldığı yer burasıdır.
Birincisi: malvarlığı borcuna yetmeyen bir mirasçı, kendi alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse, alacaklıları ret tarihinden başlayarak altı ay içinde reddin iptali için dava açabilir. Yani ret, kendi borçlarınızdan kaçmanın aracı olarak kullanılamaz.
İkincisi: ödemeden aciz bir mirasbırakanın mirasını reddeden mirasçılar, onun ölümünden önceki beş yıl içinde ondan almış oldukları ve mirasın paylaşılmasında geri vermekle yükümlü olacakları değer ölçüsünde, ölenin alacaklılarına karşı sorumlu olur. Olağan eğitim ve öğrenim giderleriyle âdet üzere verilen çeyiz bu sorumluluğun dışındadır. Sade anlatımla: ölen kişi son yıllarda size önemli bir mal devrettiyse, mirası reddetmek o malı alacaklıların ulaşamayacağı bir yere koymaz.
Borç var mı bilmiyorum, ne yapayım?
Bazen mirasın borçlu olup olmadığı belli değildir. Kanun bu durum için ret dışında bir yol daha tanır: mirası reddetmeye hakkı olan her mirasçı, terekenin resmî defterinin tutulmasını isteyebilir. Bu istek, mirasın reddine ilişkin usule uyularak bir ay içinde sulh hâkiminden yapılır. Defter tutulduğunda ölenin malları ve borçları resmen belirlenir; mirasçı buna göre karar verir. Bu yolun ayrıntıları ayrı bir yazının konusudur; burada yalnızca böyle bir seçeneğin var olduğunu ve onun da bir süreye bağlı olduğunu bilmeniz yeterlidir.
Özet
Miras, borçlarıyla birlikte ve kendiliğinden geçer; mirasçı ölenin borçlarından kişisel olarak sorumlu olur.
Mirası reddetmek için süre üç aydır; yasal mirasçıda ölümü öğrendiğiniz günden başlar.
Süre dolarsa miras kayıtsız şartsız kabul edilmiş sayılır. Uzatma yalnızca önemli sebeple ve hâkimin takdiriyle mümkündür.
Süre içinde ölenin mallarıyla ilgili işlem yapmak (satmak, paylaşmak, hesaptan para çekmek) ret hakkını düşürebilir. Ret beyanından önce hiçbir işlem yapmayın.
Ret, ölenin son yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesine kayıtsız şartsız beyanla yapılır; reddi gösteren belgeyi alın.
Siz reddedince payınız çocuklarınıza geçer; onların da süresi içinde reddetmesi gerekir.
Herkes reddederse miras mahkemece tasfiye edilir; artan değer hak sahiplerine verilir.
Kötü niyetli ret iptal edilebilir; ölümden önceki beş yılda alınan değerler için sorumluluk sürebilir.
Borç belirsizse resmî defter tutulmasını istemek ayrı bir yoldur; o da bir aylık süreye bağlıdır.
Bu yazı, "Yabancı ev sahibi öldüğünde Türkiye'deki ev mirasçılarına geçer mi?" başlıklı yazımızda kısaca değindiğimiz borçlu miras konusunun devamıdır.
Yazı 15 Eylül 2026 tarihinde yürürlükte olan mevzuata göre hazırlanmıştır. Bu metin genel bilgilendirme amaçlı bir değerlendirme olup, somut olaya ilişkin hukuki danışmanlık niteliği taşımaz.
Bu web sitesi yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz ve avukat–müvekkil ilişkisi kurmaz. Her uyuşmazlık kendi koşullarına bağlıdır; somut durumunuza ilişkin değerlendirme için lütfen ofisle iletişime geçin.